Yazılar

ÇAYA KAHIRLANMA

Yalnızlığım ne ile son bulur?

Hangi hançer kesip atabilir yalnızlığın verdiği boşluğu?

Aydınlık bir oda benzer mi kabre?

Ocakta kaynayan su..ne bu neşe? Nedir seni çinko bir çaydanlığın içinde, kavurucu ateş üstünde üstelik, bu denli neşeli ve patırtılı şarkı söylemeye iten?

Halbuki, seni ateşe koyarken yalnızlığımı dindirecek bir dost gibi görmüştüm.

Sense neşeli şarkını söylerken tiz buharla çinko çaydanlığın hülbüğün de, üstüne üstlük fokurdatan dansınla oynatırken kapağını, ben çatırdıyorum kıskançlıktan bu hudutsuz mutluluk karşısında.

Çay kessin istemiştim yalnızlığın verdiği can sıkıntısını, içimi ısıtsın bir dost muhabbeti gibi ilk yudumda.

Buhar vurunca yüzüme, sanki anne eli değmiş gibi öylesine gözlerimi kapatıp, yuvarlanıp gitsem küçüklüğüme.

Avuçlarımın arasında çay bardağı, el ayalarımı ısıtırken hissettiğim tatlı bir acı yaşadığımın belirtisi.





Şekerli içmem çayı ama sırf evdeki sessizliğe inat çay kaşığı koyacağım bardağa ve çılgınlar gibi bir melodi tutturup, çınlatacağım evin sessizlik sinmiş köşelerini.

Bunları düşünüp çay koydum demliğe, ocakta kaynayan çaydanlığın üstüne. Ama iyiden iyiye sinirim zıpladı çay serkeşliği karşısında.

Ey çay! dinle beni.

Sana bu derece ilgi ve alaka beslemişken, senden yana hep kullanmışken tercihlerimi, hava sıcakken de soğukken de iltifata tabi tutmuşsam bu derece şımarman için değildi.

Gel barış ilan edelim seninle.

Sen neşeni yanımda gösterme duman duman tüterken, bende senle demleneyim yalnızlığımda, hiç kimse bile olmasa çay var diyeyim.

ZEYNEP TONBUŞ