Yazılar

BEN SENİ UNUTMAK İÇİN SEVMEDİM

UNUTMAK/ UNUTULMAK/ UNUTAMAMAK

“Ölümle tanıştıktan sonra anladım yaşamın bir kimlik belgesi olduğunu” der Erdem Bayazıt. Ölüm büyütür…öyle bir büyümek ki bu, yaşamına yaşanmış ve sonlanmış bir hayat ekler, sen artık sen ve anıların değil; O, onunla yaşadıkların ve sen olursun, etkisi büyük ve tesirli, hele de anlar yaştaysan.

Nuri Pakdil’in “Anlamak fiilinden meşaleler yapılmalı; yeryüzünde birbirimizi görebilmek için.” dediği gibi mühim bir mevzu olmalı anlamak! Ölümü anlamak, yaşamayı, hatırlamayı, hatırlanmayı ve tüm bunların kıymetini anlamak bir çift bakan değil gören gözle görmeye benziyor ve gören gözler zor unutur, her ne kadar insan” unutan” manasına gelse de.





Hatırlamak ne büyük nimet değil mi? Bir tırtıl bir koza örerek nasıl muhteşem bir kelebeğe dönüştüğünü hatırlar mı yaşamının son birkaç gününde? Ama insan doğurulduğu ânı hatırlamamasına rağmen, kendi içindeki koza örüşünü, sonucunda kendini doğurduğu ânı, kanatlarını açıp özgürlüğü haykırdığı ve ben artık bir bireyim  deyişini, ”bu dünyada ben de varım ve hatırlanmaya değerim!” dediği ânı eminim ki hatırlar ve hatırlamalı da.
“Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez” der Sokrates , buna ek hatırlanmayan hayat yaşama devam etmeye değer mi? Diyor ve ekliyorum en korktuğum(uz) fiil unutmak ve unutulmak. Dünyaya bırakılan çocuklar, yapıtlar, belki de bu yazı bir gün şu kervandan göçtüğümüzde, unutulmamak temennisine duacı ve bu duacı biliyor ki” Ben seni unutmak için sevmedim” mısraları dahi sevmenin hatırlanmaya ne kadar kenetlenmiş bir sarmaşık olduğunu aşikâr kılmakta.

Sıcacık sevgisinden sonra ölümün soğuk yüzüyle ilk defa tanıştığım, en büyük, en neşeli arkadaşım Nenem’ e ve ölümüyle büyüdüğümü hatırlatan kıymetli Dedeme ithafen ”ben sizi unutmak için sevmedim”..

ESRA ÇOBAN